Volkan TURGUT

Feb 11

Yıl 1946

İkinci Cihan Harbi kısa süre önce nihayet bulmuş fakat devletler ve toplumlar üzerindeki menfi tesrileri henüz geçmemişti.

8 Eylül günü okuma-yazma bilmeyen orta halli bir çiftçi ailenin yedinci çocuğu olarak Mardin / Savur’da dünyaya geldi.

1940’ların Türkiye’sinde hemen her şey gibi eğitim de masraflı ve zordu. Buna rağmen aile çocuklarının tahsili konusunda son derece hassas ve kararlı idi.

İlk çocukluk yıllarının başlarından ilk gençlik yıllarının sonuna dek Mardin sokaklarında okul yolu adımlayıp durdu. 1963 senesinde kazandığı İÜ Tıp Fakültesi’nden birincilik ile icazet aldı. Kendi ifadesine göre o yıllarda ülkemizde deneysel bilim yapabilmek imkânsıza yakındı. Bu sebeple de yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştı. ABD’de, Texas Üniversitesi’nde doktora eğitimi almaya başladı.

Meslek yaşamı boyunca 33 kitabı ve 415 bilimsel makalesi yayınladı. Yazdığı makalelere on iki binden fazla atıfta bulunuldu ki, dünyada eşi benzeri pek bulunabilen bir durum değildir. 2015’de kazandığı Nobel Kimya Ödülünden başka ulusal ve uluslararası 8 ödül daha aldı. Ve bütün bunları başarırken O, içte hep Türk; dışta ise hep göçmendi. (Sosyal ağlarda tesadüf ettiğim birçok videosunda Türkçe’yi sonradan öğrenilmiş yabancı bir dili konuşuyormuş gibi aksanlı konuştuğu dikkatimi çekmişti.)

“Şahsım ve ülkem adına çok sevindim.” Diyor Nobel’i aldıktan birkaç gün sonra ve şöyle sürdürüyor sözlerini: “Çünkü bana çok güzel öğretim veren kendi memleketimdir. O bakımdan anavatanıma çok minnettarım. Bütün Türk Milletine sevgi ve selamlarımı iletiyorum.”

Başarının sırrının doğru kararlar vermekten, doğru kararlar verebilmenin yolunun tecrübeden; tecrübe kazanmanın yolunun da yanlış kararlar vermekten geçtiğini bilecek kadar analitik düşünebilme yetisine sahip bir hoca. “Dış ülkelere gitsinler,” diyor genç bilim insanı adaylarına; “Oraları görsünler, çalışsınlar fakat benim yaptığımı asla yapmasınlar. Muhakkak Türkiye’ye dönsünler.”

Yokluk, mücadele, sıla hasreti, azim ve başarı ile geçen yılların sonunda 2015 Nobel Kimya Ödülünü kazanmayı hak eden Prof. Dr. Aziz Sancar’dan söz ediyorum.

Hayatının anlatmaya nereden başlasam, nerede bitirsem, hayli düşündüm. Okullarda okutulacak, ders kitaplarına geçecek pırıl pırıl biyografisi ortada.

Oysa hikmetten nasibini almamış insanlar da var güzel ülkemde. Yazılı, görsel ve sosyal medyamızda hocanın Kürt mü, Arap mı yoksa Türk mü olduğu tartışan nasipsizler... (Utanarak ifade etmeliyim ki, bir öğretmen sohbetinde bile bu konunun tartışıldığına tanık oldum.)

“Ben Türk’üm! O kadar…” diye yanıt verdi kendisi. Aldığı ödül ile kendi elleri ile kurduğu Chapel Hill’deki Türk Evi’ni daha da etkin hale getireceğini beyan etti.

Düşünüyorum da; Türkiye’ye dönmediği için nedamet duymak konusunda biraz aceleci davranmış galiba. Dönmemekle daha mı iyi etmiş, ne! İnsanlar bilimsel çalışmalarınızı neden ABD’nde yapmak zorunda olduğunuzu sorgulamak yerine etnik kimliğinizi kurcalamayı tercih ediyorlarsa; hatta Kürt kimliği üzerinden siyaset yapan bir siyasal organizasyona yakın olduğunuzu bile iddia ediliyorlarsa; en azından bir süre daha dönmeyin hocam!

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” buyuran âlemlerin rabbi Allah’a hamd olsun!

“Âlimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden hayırlıdır.” Buyuran Hz. Muhammed (SAV)’e salât ve selâm olsun!

Bilineni, bilinmeyeni ve ikisi arasındaki her şeyi yaratan Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun! 
Son Güncelleme: Perşembe, 11 Şubat 2016 14:58 Yayınlanma: Perşembe, 11 Şubat 2016 14:58 Gösterim: 875
Yazdır