Volkan TURGUT

Dec 31

Değerler Eğitimi

Değerler Eğitimi...

 

 

          1995 Senesinde, Birleşmiş Milletler’in ellinci kuruluş yıldönümü münasebetiyle Türkçe’ye “Değerler Eğitimi” diye çevirdiğimiz bir proje geliştirildi. Bu kapsamda önceden belirlenen on iki evrensel değerin muhtelif etkinlikler marifetiyle çocuklara kazandırılabilmesi öngörülüyordu. Böylece çocukların doğuştan getirdikleri en iyi tarafları geliştirilebilecek ve kişiliklerinin evrensel boyutta geliştirilmesi sağlanabilecekti.

            Bu proje, hemen her uluslararası projede olduğu gibi ülkemizde de karşılık gördü. Milli Eğitim Bakanlığı ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, 229 sayılı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine göre eğitim kurumlarında değerler eğitimi çalışmalarının yapılmasını istedi. Yapılacak etkinlikler ile hoşgörü, duygudaşlık, adil olmak, temizlik veya şefkat gibi on iki evrensel değer, belki araya ulusal değerler de karıştırılarak öğrencilere kazandırılacaktı. Böylece, teorik de olsa, ulusal ve uluslararası ölçütlerde örnek insan modelinin ete kemiğe bürünmüş halini görebilecektik!

            Ne var ki, teoride ulaşılabilir olarak görülen hedeflerin uygulama da pek de ulaşılabilir olmadıklarına tanık olduk. İyi ama neden? Seçilen evrensel değerler insanlarımızın ihtiyaçları olmayan alelade değerler miydi? Türk çocuğu zaten doğru ve dürüst müydü yoksa doğruluğa ve dürüstlüğe ihtiyacı mı yoktu? Elbette hayır. Yalnızca şunu gözden kaçırmıştık; bir proje asla yalnızca bir proje değildir. Projeler, kurumsal istatistikleri nicel olarak yüksek göstermek için uygulanmaz.

            Malum olduğu üzere birçok değer erken çocukluk döneminde ve aile ortamında kazanılırsa gerçekten davranışa dönüşmüş olur. Bunun olabilmesi için de söz konusu değerlerin ebeveynlerin davranışlarında da baskın faktör olması gerekir.

Paylaşımcılığı zafiyet olarak değerlendiren ebeveynler, çocuklarına paylaşımcılığı nasıl öğretebilir?

Merhameti maraz menbaı olarak algılayan bir toplum, evlatlarına merhameti nasıl öğretebilir?

Kendi siyasal tercihini salt doğru, diğerlerini ise katışıksız hain zanneden öğretmenler, öğrencilerine hoş görüyü nasıl öğretebilir?

Sendikal tercihleri her mahsusiyetin fevkinde gören insanlar idareleri altındaki okullarda öğrencilere adil olmayı nasıl öğretebilirler?

Yalnızca göze hitap eden, anlık ve mekanik bir eğitim programı uygulayan okullarımızın çocuklara kazandırabileceği bir değer yoktur. Senelerdir uygulanagelen değerler eğitimi programının sonuçları okulların bahçesinde… Sokak aralarında…Ana caddelerde… Futbol sahalarında… Halk pazarlarında…

Biz en iyisi çocuklardan önce annelere, babalara, ağabeylere, ablalara, öğretmenlere ve idareciler sınıfına değerler eğitimi verelim. Sonrası Allah kerim! 
Son Güncelleme: Perşembe, 31 Aralık 2015 20:19 Yayınlanma: Perşembe, 31 Aralık 2015 20:18 Gösterim: 891
Yazdır