Murat Mengen

Nov 03

MUHATABINA MEKTUP: YÜREKLERDEKİ SALALAR

 

Yaşanmış bir hikâyedir…

Evvel zaman içinde Karadeniz’in şirin bir şehrinde bulunan köyün birinde caminin kazması kaybolmuş… Caminin imamı caminin her tarafını didik didik aramış, köylülere sormuş soruşturmuş ama kazmayı bir türlü bulamamış… 

Aslında bütün ipuçları bir ailede yoğunlaşıyormuş ama bir türlü kazma da ortaya çıkmıyormuş…

En sonunda artık kazmayı bulmak için yapabileceği bir şeyin kalmadığını gören imam, caminin minaresine çıkarak başlamış bağırmaya…

- “Dikkat, dikkat.”… “Caminin kazması kaybolmuştur”… “Alan hemen getirsin” dedikten sonra… Kazmanın bulunduğunu düşündüğü aileyi kastederek “……. ailesi özellikle size söylüyorum” demiş…

Şimdi, “durup dururken bunu niye yazdın ki” diye dediğinizi duyar gibiyim…

Tabi ki boşuna değil… 

Geçen hafta Eğitim Bir Sen Genel Merkezimiz "YKS TATMİNDEN TEOG TAHMİNDEN UZAK GÖRÜNÜYOR" başlığı ile bir basın açıklaması hazırladı… Bu basın açıklamasını diğerlerinden farklı kılan ise, sendikamızın bütün şubeleri eş zamanlı bir organizasyon ile bütün illerdeki yerel basın açıklamaları yapacaklardı…

Peki, bu yapıldı mı? Yapıldı… 

Bütün şubeler eş zamanlı bu çalışmayı başarı ile yerine getirdiler… Hatta İstanbul Şube Başkanlarımızdan Sayın Talat YAVUZ bu metni – genel merkez basın metnini – kendi köşesine de taşıdı…

Bunda bir sakınca var mı? Tabi ki yok… Bir şube başkanı, genel merkezinin yaptığı bir basın açıklamasını kendi yerelinde kullanabilir ve de köşesine de taşıyabilir…

Ya, sıkıntı nerede o zaman?

Sıkıntı kalplerde…

Eğer bu kadar basit bir olayı,  tam da FETÖ’ cü bir taktikle 17 ve 25 Aralık yolsuzluk algısı oluşturulması gibi ve yine FETÖ’ nün yurt dışı desteğine benzer şekilde aldıkları basın desteğine benzer şekilde bir algı operasyonuna çevrilmeye çalışılıyorsa, kalplerde sıkıntı var demektir… Yoksa onlar basın açıklaması nedir? Köşe yazısı nedir? Bilmezler mi? 

Hem de bal gibi bilirler… Bilirler, bilirler de… Kalplerinde sıkıntı olduğundan, hırslarının ve ekâbirliklerinin kurbanı olurlar…

Kalplerde sıkıntı varsa, davaya ihanet de var demektir… İhanet varsa, ihanetin içinde işbirlikçi uşak gibi karşıya ruhunu ve bedenini satma da vardır… Tıpkı FETÖ’ nün ülkesine ihanet ettiği gibi, kendini dışarıya pazarladığı gibi…

Peki, bizi bu duruma düşürenlerden nasıl kurtuluruz?

Bu millet FETÖ’ den nasıl kurtuldu ise, bizde aynen öyle… 

Bir olmak, diri olmak ve güçlü olmak istiyorsak eğer, ilk önce salalar okumalıyız yüreklerimizde… Sonra düşmeliyiz milletin düştüğü gibi meydanlara…

Bana ne dememeli, ihaneti görmeli, sahip çıkmalıyız davamıza…

Sonrasında mı?

İşte 15 Temmuz’dan sonra bu ülkede nasıl terörün beli kırıldı ise, nasıl “Fırat Kalkanı” operasyonu gibi büyük bir askeri operasyon başarılı bir şekilde yapıldı ise, nasıl bütün çeşitliliklerimize rağmen millet olmanın hazzını hep birlikte yaşadık ise…

Bizlerin de yürekleri bir çarpmaya, bir olmaya ve diri olmaya başlar…Huzur içinde hem ülkemizin hem de Sakarya’mızın eğitimdeki başarısının artmasına maddi ve manevi katkıları daha güçlü sağlarız…Kurumsal olarak da, yetkili güç olarak da zirvede doruk noktasına ulaşırız…

İstikrar sürer, başarı artar…

Ve işte o zaman, ötesinin hayali bile birilerini ürkütür…

Gelelim, yukarıda ki hikâyeyi neden yazdığıma…

Benim görevim caminin imamı gibi minareye çıkıp bağırmak… “Bu fitneye bir son verin” diye… “…… özellikle sana söylüyorum” diye… 

Artık gerisi size kalmış… Ne yapılabileceğini en iyi siz bilirsiniz…

Selam ve Dua ile…

 

 

Yazan: Murat MENGEN Son Güncelleme: Cuma, 03 Kasım 2017 07:57 Yayınlanma: Cuma, 03 Kasım 2017 07:49 Gösterim: 82
Yazdır

Milli Eğitimciler Birliği Derneği genel merkezi tarafından yaptırılmıştır. Tüm Hakları Saklıdır. ©2014