MEB-DER FAZİLET DURMUŞ’U ZİYARET ETTİ

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Yönetim Kurulu üyeleri Sakarya İl milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş’u ziyaret ederek eğitim ve gündem üzere istişarelerde bulundu.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı, dernek çalışmaları hakkında bilgi verdi. Eğitim ve sosyal sorumluluk projeleri üzerine çalışmalar yaptıklarını ifade eden Akıllı; Bi Dünya Kadın, Bir Tema Bir Tebessüm ve son olarak En Yakın Arkadaşım Akranım Projelerimizi yürütürken İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzle iş birliği protokolleri yaptık. İl Müdürlüğümüzle hep uyumlu çalıştık. Eğitim ve sosyal sorumluluk konularında bizlere düşen her türlü göreve hazırız şeklinde konuştu.

Yetmez mi ve Eğitim Günlüğü adıyla iki adet yayınları olduğunu ifade eden Akıllı, yerel bir gazetede haftalık tam sayfa Değerler Eğitimi yazı dizisi hazırladıklarını söyledi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Fazilet Durmuş, eğitimde kaliteyi artıracak, öğrencilerin hayatına dokunacak her türlü projede birlikte çalışabileceklerini ifade etti.

Ziiyarete MEB-DER Yönetim Kurulu üyeleri, Abidin Dayıoğlu, Mesut Topal, Abdurrahman Şafak ve Hanım komisyonu Başkanı Kuaybe Nagehan Özder katıldı. Ziyaret sonunda Fazilet Durmuş’a MEB-DER yayınları ve tablo takdim edildi. 

 

 

Yayınlanma: Perşembe, 24 May 2018 21:26 Gösterim: 2
Yazdır

MEB-DER AKRAN ZORBALIĞI İLE MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi kapsamında Akran Zorbalığı ile Mücadele Yolları adıyla konferans düzenledi.

Proje hakkında bilgi veren MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı, projemizin amacı; okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrencilerin kendilerine güvenlerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek, okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek, türk ve mülteci öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, şefkat ve merhamet duygularını geliştirmektir dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Konferans Salonunda gerçekleşen program MEB-DER Kurumsal Tanıtım Videosu ile başladı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Kuaybe Nagehan Özder, En Yakın Arkadaşım Akranım Projesinin İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı tarafından desteklendiğini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği protokolü bulunduğunu söyledi.

Özder yaptığı sunumda zorbalık, zorba, kurban, seyirci gibi kavramların tanımı yaparak başladı ve zorbalık çeşitlerine değindi. Son olarak zorbalık ile mücadele yollarını anlatarak katılımcıları örnek vakalar üzerinden soru cevaplarla sunuma dahil etti.

Özder; Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel şiddettir. ‘okul şiddeti’ olarak da adlandırılır. Her yaş grubundaki çocukların arasında görülebilir. Tanımından da anlaşılacağı üzere, kapsadığı davranışlar çok geniştir.
Hakaret ve dışlamadan, tehdit ve haraca kadar uzanan geniş bir aralığı vardır ve bu yüzden de tehlikeli bir okul çağı sorunudur. Bu sorunu tanımlarken dikkat edilmesi gereken, yaşanan şiddetin kasıtlı ve devamlı olup olmadığıdır. Zira akran zorbalığında söz konusu olan davranışlar, bir kereye mahsus olmayıp sistematik olarak devam eder ve ‘kurban’ kendini koruyamaz. Fiziksel şiddet davranışlarına, vurma, tekmeleme, kulak çekme gibi davranışları örnek gösterebilirken, cinsel çağrışımlı sözler söyleme, giysileri kaldırma ya da çıkarmaya çalışma, sarkıntılık yapma ilk akla gelen cinsel şiddet türleridir. Sözel şiddette ise, bedensel özelliklerle alay etme, kaba sözler söyleme, isim takma, sözlü olarak tehdit etme ile karşılaşılır.
Akran zorbalığının en başta gelen nedenleri: okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi, düşük özsaygı olarak sayılabilir.

Anne babaları endişelendiren bir problem olan akran zorbalığının sonuçları da ciddidir: bu sonuçlar düşük benlik algısı, kendine güvenememe, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, gelişim gerilemesi ya da bozukluğu, evden kaçma ya da okuldan kaçma şeklinde gerçekleşebilir şeklinde konuştu. 

 

Yayınlanma: Perşembe, 24 May 2018 21:21 Gösterim: 3
Yazdır

MEB-DER AKYAZI’DA ÖZEL ÇOCUKLARA EĞİTİM VERDİ

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği, İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi okul seminerlerine Akyazı İlçesinde devam ediyor.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi kapsamında Akyazı Özel Eğitim ve Uygulama Okulunda öğrenim gören özel eğitim ve kaynaştırma öğrencilerine yönelik akran zorbalığı ile mücadele etme eğitimi verdi.

Proje sunumlarını gerçekleştiren Özel Eğitim Öğretmeni ve İl Formatörü Gamze Odabaşı, bu proje ile okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrencilerin kendilerine güvenmelerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek, okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, şefkat ve merhamet duygularını geliştirmek istiyoruz dedi.

Odabaşı, Çocuklar pek çok sebepten ötürü zorbalık eder. Kimileri güvensiz hissettikleri için bunu yapar. Duygusal ya da fiziksel olarak daha zayıf birine sataşmak daha önemli, popüler ya da kontrol sahibi hissetmeyi sağlayabilir. Diğer durumlarda, çocuklar aslında kilo, görünüş, ırk ya da din açısından farklı olan çocuklara sataşmanın kabul edilemez bir davranış olduğunu bilmedikleri için zorbalık ederler.

Bazı durumlarda ise zorbalık süre giden bir muhalif ve saldırgan davranış kalıbının bir parçasıdır. Bu çocuklar öfke, incinme, hayal kırıklığı ve diğer güçlü duyguları yönetmeyi öğrenmede yardıma ihtiyaç duyarlar. Başkalarıyla işbirliği yapmak için gerekli olan becerilere sahip olmayabilirler. Psikolojik destek, hisleriyle baş etmelerine, zorbalıklarını zapt etmelerine ve sosyal becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir şeklinde konuştu.

 

Yayınlanma: Çarşamba, 07 Mart 2018 07:57 Gösterim: 118
Yazdır

MEB-DER’DEN PERVİN TÖRE’YE VEDA ZİYARETİ

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ilimizdeki görevinden Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Pervin Töre’ye veda ziyaretinde bulundu.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı, buruk bir ziyarette bulunduklarını, birlikte çalışmaktan son derece mutlu olduklarını ifade etti.

Akıllı, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile Bir Tema Bir Tebessüm ve En Yakın Arkadaşım Akranım Projeleri ortaklığımız sürecinde desteklerinizi her zaman yanımızda hissettik. MEB-DER olarak çalışmalarımızda bizlere her zaman ön açıcı oldunuz. Yeni görev yerinizde de başarılı çalışmalarınızla insanların gönlünde kısa sürede yer edineceksiniz. Yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım ve eğitim camiası adına size çok teşekkür ediyorum şeklinde konuştu.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Pervin Töre, MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği’nin her zaman güzel çalışmalar yaptığını ve bundan sonraki süreçte de daha güzel projeler üreteceğine inandığını söyledi.

MEB-DER Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür eden Töre’ye veda ve vefa hediyesi olarak elif temalı tablo hediye edildi.

 

Yayınlanma: Perşembe, 29 Mart 2018 18:59 Gösterim: 173
Yazdır

MEB-DER 28 ŞUBAT PROGRAMI YAPILDI

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği 28 Şubat’ın Sosyolojik Etkileri adıyla hanımlara özel bir program düzenledi. Programa konuşmacı olarak Ak Parti Sakarya Kadın Kolları Başkanı Zehra Hatipoğlu katıldı.

Yoğun bir katılım ile başlayan programda MEB-DER Tanıtım filmi ve 28 Şubat Sinevizyonu sunuldu. Açılış konuşmasının ardından konuşmalarını gerçekleştiren Hatipoğlu; İnsanlar bazen acaba başörtüsü amacının dışında mı dillendiriliyor diye düşünüyor. O zaman kızıyorum. Çünkü bir dönem bu ülkede başörtüsü ile dolaşmak, okumak, çalışmak suç sayıldı, bu ülkede ezanlar Türkçe okundu. Şu an ki rahatlığımızdan dolayı ardımıza bakmadan “acaba mı” diye düşünmeye başladık. Düşünmeyelim arkadaşlar. Başörtülü olduğu için oğlunun yemin törenine katılamayan anneler var. Yemekli davetlere katılırdık eşimle, orda tek kapalı bayan ben olduğum için dışlanırdım genelde. Eşim bazen sorardı “ya kenarda tek başına kalıyorsun zaten, yorulmuyor musun bu durumdan” diye, ben ısrarla giderdim. 

Arkadaşlar bu 100 yıllık bir plandı ve yavaş yavaş uygulandı. Şu an yapılan operasyonlar bile bu planı bozmak içindir. Şu an içinde bulunduğumuz rahatlık belki de öncesinde bu cefaları çekmiş, durumu bilen samimi Müslümanların duasıdır. Biz rahatız dememeliyiz dersek hata olur. Çünkü karşı taraf o kadar çalışıyor ki durmuyorlar, biz de durmamalıyız gayret etmeliyiz. Değerlerimizi yavaş yavaş bizden alıyorlar, zehir akıtıyorlar bize. Biz bilinçli Müslüman olmalıyız. Karşımızdakilere başörtülü başı açık, sağcı solcu alevi Sünni Türk Kürt değil insan olarak bakmalıyız.

80’lerden biraz bahsedeyim. 80’lerde derse girersiniz üniversitede. Patır patır ayak sesleri duyarsınız aniden sınıf basılırdı. Askerler sınıfı basardı. Bazıları silahla gelir, öğretmenin kafasına silah dayardı. Alevilik-Sünnilik, sağcılık-solculuk kavgaları olurdu. Ama vurulan sağcının da solcunun da alevinin de Sünni’nin de vurulduğu silah aynıydı. 

“Siz anlamazsınız, bilmezsiniz, siz kapalısınız” denerek ikinci sınıf insan muamelesi görürdü başörtülü insanlar. Biz özgür bir ülkede yaşamalıyız. Ecdat bu ülkede, bu topraklarda yaşarken asla zeval vermemiştir. Bizim birliğimizi, değerlerimizi bozmak için birçok girişim oldu. 80’lerde darbe yaptılar olmadı, 28 Şubatta olmadı, 15 Temmuz olmadı. Peki, bu toplumu nasıl bozacaklar? TV aracılığıyla bize bazı şeyler normalleştirildi. Biz alıştık bazı durumlara. Bize servis ederek, gülerek, güzel bir şekilde yaklaşarak bozabilirlerdi bizi. Avrupa’da kötü olaylar asla televizyonda verilmez. Neden benim  ülkemde yapılıyor. “Bak bu yapılabilir” mesajı veriliyor. Anne-babaya öf bile demeyeceksin ayeti varken evladın anne-babaya öf çok konuşuyorsun, karışma bana deyişine şahit oluyoruz. Bu çocuklar ileride nasıl anne baba olacaklar?    Biz bilinçli Müslümanlar olmalıyız. Elhamdulillah bizim öyle bir inancımız var ki bizim askerimiz diyor ki giderken “ düğüne gidiyorum abi” . Bizim burda hiç bir şeyden haberimiz yokken annelerinin kınalı kuzuları bizim rahatımız için oradalar, bizi beklemeyin diyorlar.

Tekrardan 80 darbeleri, 28 Şubatlar 15 Temmuzlar yaşanmasın diye birisinin bizi uyan Müslüman diye sirkelemesi lazım. Bizler sorumluluk almalı ve ülkemizin birliği dirliği büyümesi için çabalamalıyız. Gençlerimiz daha fazla okuyarak geçmişini bilmeli geleceğini başkalarına bırakmadan kendi inşa etmeli şeklinde konuştu.

Program sonunda MEB-DER Hanım Komisyonu Başkanı Hilal Tozan,  Hatipoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti.

 

 

Yayınlanma: Çarşamba, 07 Mart 2018 07:52 Gösterim: 135
Yazdır