kadinveadalet-soylesi

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu tarafından kadın ve Adalet konulu söyleşi düzenlendi. Söyleşiye SAÜ Araştırma Görevlisi ve Kadem İl Temsilci Fatma Zehra Toçoğlu konuşmacı olarak katıldı.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu Başkanı İfaket Büşra Kara açılış konuşmasında dernek çalışmalarından ve projelerinden bahsetti. Eğitim ve sosyal sorumluluk konuları üzerine projeler yürüttüklerini söyleyen Kara aynı zamanda salon programları, kitap ve yazı dizileri ile kalıcı eserler bırakmaya çalıştıklarını söyledi.

Kadın ve Adalet konulu söyleşiye konuşmacı olarak katılan F. Zehra Toçoğlu; Bugün burada kadın ve adalet üzerine konuşacağız. Ancak kadını konuşurken konuşmamızı sadece kadın değil, kadın ve erkek üzerinden yapacağız. Öncelikle konuşmama Nisa suresinin ilk ayeti ile başlamak istiyorum. “Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.” Ayette de görüldüğü üzere hem kadın hem erkek olarak sahip olunan sorumluluk bilincinden bahsedilmektedir. Hiç şüphesiz bu sorumluluklara birbirini tamamlayan iki eşit parça olarak bakmalıyız. Birisinin bir diğerinden üstün olduğunu iddia edemeyiz. Kadın ve erkeği birbirini dengeleyen ve tamamlayan bir bütün olarak ele almakta iki eşin birbirine indirgenemeyen, birbirinde erimeyen ama birbirinden de ayrı düşmeyen birer varlık dünyasına sahip olduğunu kabul eden bir yaklaşımla kadınlar erkeklerle birlikte bir bütünü oluşturmaktadır dedi.

Toçoğlu; Kuran’dan aldığımız referansla Çıkaracağımız öz cümle kadınlar erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan bir yarımdır. Bu bakımdan kadın ve erkek arasındaki ilişki İslami açıdan değerlendirildiğinde gerek aile içerisinde gerek karşılıklı ilişki bakımından hiyerarşik bir üstünlük olmadığı işlevsellik ve görev bakımından bir farklılık olduğu görülmektedir. Erkeklerin fiziksel açıdan daha güçlü yaratılmalarından ötürü onların yapabilecekleri işleri bir kadın olarak biz yapamayız. İşte burada eşit değiliz ama Allah katında eş değeriz. Adalet kavramına baktığımızda İslam’ın ahlaki ve hukuki sabitelerinden birisi adalettir. Kur’an’da kainat nizamı olarak kurulması ve hakkın hakim kılınması anlamını taşıması hasebiyle adaletin doğrudan eğitim ile iletimi imani bir ilke olduğu söylenebilir şeklinde konuştu.

Sosyal hayat açısından bakıldığında ise adalet insan ilişkilerinde karşılıklı saygı ve sevginin gözetilmesi, hak dağılımı ve sorumluluk paylaşımında insaflı ve ölçülü bir yol izlenmesi şeklinde tanımsal bir zemine yerleştirilmektedir diyen Toçoğlu; Bu zeminde de kadın ve erkek ilişkilerinde yapılan betimlemelerde kurallar ve ilkeler açısından pek bir farklılık görülmemektedir. Kuran’ın ifadesiyle Allahu Teala adildir. Hem dünya hem de ahirette insanlar arasında adaletle hükmeder. Kadın ve adalet konusuna ışık tutmak adına biraz da insanlığa güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Hz. Peygamberin tüm yaratılmışlara karşı örnek olması gereken davranışlarından bahsedeceğiz. Veda hutbesinde peygamber her türlü ırk ve cins ayrımcılığını reddeden duruşu ile bizlere kendini gerçekleştiren ve ahlaki olgunluğa erişen insanlar olmayı göstermiş ve öğütlemiştir.

Halbuki kadın konusu sadece kadınları değil, tüm toplumu ilgilendirir. Bir yandan kadının benliğine zarar veren, esasında inançlarımızla da ilgisi olmayan bazı geleneksel algılarla mücadele ederken, bir yandan da kadını aşağılayarak sömürü ve tüketim aracı haline getiren kapitalist batı anlayışıyla savaşıyoruz. İşte kadını bir meta haline getirilmesi, kadın bedeninin kullanıldığı reklamlar vs. gibi konularla da savaşıyoruz ve savaşmak zorundayız. Kadını, aileyi, toplumu güçlendirmek geleceğimize sahip çıkmak gibi ortak bir derdimiz var. Kadın sorunlarının tek tipçi bir bakış açısıyla ele alındığını görüyoruz. Yani kadın artık feminizm anlayışıyla ele alınıyor. Ancak biz feminizme de karşıyız. Prensibimiz Allah’ın rızasına uygunluğu yakalamak kaydıyla hayattaki gerçekleri görmeli, içinde bulunan toplumun, zamanın, coğrafyanın şartlarına bakmalı, her insanın kendine has ihtiyaç ve potansiyellerini dikkate almalı ve buna göre adil bir yaşayışa yer vermeliyiz. Medeniyetler, şehirler, devletler kadın ve erkekle doğmuş ve hayat onlarla devam etmiştir. Ancak kadının aklında yer bulmamış, yüreğine değmemiş hiçbir olay ve gelişme tarihte kendine ne yer bulmuş ne de iz bırakmıştır ifadelerini kullandı.

Toçoğlu’nun konuşmalarının ardından soru cevap bölümü ile program tamamlandı. Program sonunda MEB-DER Hanım Komisyonu Başkanı İfaket Büşra Kara konuşmaları için F. Zehra Toçoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti. 

Yayınlanma: Cuma, 28 Aralık 2018 11:36 Gösterim: 18
Yazdır

MEB-DER VALİ NAYİR’İ ZİYARET ETTİ

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Vali Ahmet Hamdi Nayir’e hoş geldin ziyaretinde bulundu.

Ziyarette konuşan MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı dernek çalışmaları hakkında bilgi verdi. Eğitim, Gündem ve sosyal sorumluluk alanlarına yönelik projeler yürüttüklerini ifade eden Akıllı; Bi Dünya Kadın Projesi ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi, islamda ve ailede kadının yeri ve önemi, kara alma mekanizmalarında kadınların dahil edilmesi ve demokrasiye katkıları gibi konuları işlediklerini belirtti.

Akıllı; Bir Tema Bir Tebessüm Projesi ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Çocuk evleri Sitelerinde kalan çocuklara yönelik verimli ders çalışma, sınav kaygısı ile başa çıkma yöntemleri, sağlıklı beslenme ve güvenli internet kullanımı gibi konularda Rehber Öğretmenlerimiz aracılığıyla eğitimler verdik. Son olarak yine İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi ile akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturduk. 12 ilçede 10 bin öğrencimize ve yaklaşık bin kadar öğretmenimize Akran Zorbalığı ile Mücadele Yolları seminerleri gerçekleştirdik ve velilere, mültecilere yönelik konferanslar verdik. Dedi.

Eğitim Günlüğü ve Değerler Eğitimi Yazı Dizisi, Köşe Yazılarından oluşan kitap basımı ve proje sonuç raporları ile kalıcı eserler bırakmak istediklerini vurgulayan Akıllı, salon programları ile de Kudüs, Suriye, Arakan ve 28 Şubat ile ilgili etkinliklerinden bahsetti.

 

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Ahmet Hamdi Nayir, sosyal sorumluluk projelerinin önemine değinerek kolaylıklar diledi. 

 

Yayınlanma: Cuma, 28 Aralık 2018 11:20 Gösterim: 20
Yazdır

MEB-DER 10 BİN KİŞİYE EĞİTİM VERDİ

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı tarafından desteklenen En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi kapsamında Akran Zorbalığı ve Sosyolojik Etkileri konulu konferans düzenledi.

Proje hakkında bilgi veren MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı, okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrencilerin kendilerine güvenlerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek, okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek, türk ve mülteci öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, öğrencilerin şefkat ve merhamet duygularını geliştirmek istiyoruz. Bu amaç ve duygularla son bir yılda projemiz kapsamında yaklaşık 10 bin kişiye akran zorbalığı eğitimleri verdik dedi.

Konferansa konuşmacı olarak katılan Kuaybe Nagehan Demiral, yaptığı sunumda zorbalık, zorba, kurban, seyirci gibi kavramların tanımı yaparak başladı ve zorbalık çeşitlerine değindi. Son olarak zorbalık ile mücadele yollarını anlatarak katılımcıları örnek vakalar üzerinden soru cevaplarla sunuma dahil etti.

Demiral; Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel şiddettir. ‘Okul şiddeti’ olarak da adlandırılır. Her yaş grubundaki çocukların arasında görülebilir. Tanımından da anlaşılacağı üzere, kapsadığı davranışlar çok geniştir. Hakaret ve dışlamadan, tehdit ve haraca kadar uzanan geniş bir aralığı vardır ve bu yüzden de tehlikeli bir okul çağı sorunudur. Bu sorunu tanımlarken dikkat edilmesi gereken, yaşanan şiddetin kasıtlı ve devamlı olup olmadığıdır. Zira akran zorbalığında söz konusu olan davranışlar, bir kereye mahsus olmayıp sistematik olarak devam eder ve ‘kurban’ kendini koruyamaz. Fiziksel şiddet davranışlarına, vurma, tekmeleme, kulak çekme gibi davranışları örnek gösterebilirken, cinsel çağrışımlı sözler söyleme, giysileri kaldırma ya da çıkarmaya çalışma, sarkıntılık yapma ilk akla gelen cinsel şiddet türleridir. Sözel şiddette ise, bedensel özelliklerle alay etme, kaba sözler söyleme, isim takma, sözlü olarak tehdit etme ile karşılaşılır.
Akran zorbalığının en başta gelen nedenleri: okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi, düşük özsaygı olarak sayılabilir.
Anne babaları endişelendiren bir problem olan akran zorbalığının sonuçları da ciddidir: bu sonuçlar düşük benlik algısı, kendine güvenememe, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, gelişim gerilemesi ya da bozukluğu, evden kaçma ya da okuldan kaçma şeklinde gerçekleşebilir şeklinde konuştu.

Konferans sonunda Kuaybe Nagehan Demiral’a Ali Akıllı tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. 

 

 

Yayınlanma: Çarşamba, 11 Temmuz 2018 19:08 Gösterim: 150
Yazdır

MEB-DER'DEN SAKARYA ÜNİVERSİTESİ'NE ZİYARET

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği yönetim kurulu üyeleri Sakarya Üniversitesine atanan Rektör Prof. Dr. Fatih Savaşan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Temel Gürdal ve Genel Sekreter Yaşar Kahraman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali AKILLI, Sakarya Üniversitesi yüz bine yakın öğrencisi ile şehrin en marka kurumlarının başında geliyor. Bu denli büyük bir misyonu taşıyan kurumda liyakat sahibi donanımlı akademisyenlerin yönetim kademesinde en üst düzey görevlere gelmesi son derece yerinde bir karar olmuştur. Bundan sonra daha büyük başarılara imza atacağına inandığımız inançlı, azimli, vizyonu olan kadrolar büyük bir sorumluluk ile çıtayı daha da yukarılara taşıyacaktır. Tüm bu duygu ve düşüncelerle yeni görevinizin hayırlara vesile olmasını ve başarılarınızın artarak devamını diliyorum şeklinde konuştu.

Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, tüm mesailerini Sakarya Üniversitesi daha ileri taşımak için çalıştıklarını ifade etti.

Sivil Toplum Kuruluşlarının önemi de değinen Savaşan, Üniversite ile şehri bütünleştireceklerini, bu konuda STK’lar ile ortak çalışacaklarını söyledi.

Ziyaret sonunda kurumsal tablo ve MEB-DER Yayınları takdim edildi. 

 

.

Yayınlanma: Pazartesi, 06 Ağustos 2018 12:13 Gösterim: 137
Yazdır

MEB-DER AKRAN ZORBALIĞI İLE MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi kapsamında Akran Zorbalığı ile Mücadele Yolları adıyla konferans düzenledi.

Proje hakkında bilgi veren MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı, projemizin amacı; okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrencilerin kendilerine güvenlerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek, okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek, türk ve mülteci öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, şefkat ve merhamet duygularını geliştirmektir dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Konferans Salonunda gerçekleşen program MEB-DER Kurumsal Tanıtım Videosu ile başladı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Kuaybe Nagehan Özder, En Yakın Arkadaşım Akranım Projesinin İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı tarafından desteklendiğini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği protokolü bulunduğunu söyledi.

Özder yaptığı sunumda zorbalık, zorba, kurban, seyirci gibi kavramların tanımı yaparak başladı ve zorbalık çeşitlerine değindi. Son olarak zorbalık ile mücadele yollarını anlatarak katılımcıları örnek vakalar üzerinden soru cevaplarla sunuma dahil etti.

Özder; Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel şiddettir. ‘okul şiddeti’ olarak da adlandırılır. Her yaş grubundaki çocukların arasında görülebilir. Tanımından da anlaşılacağı üzere, kapsadığı davranışlar çok geniştir.
Hakaret ve dışlamadan, tehdit ve haraca kadar uzanan geniş bir aralığı vardır ve bu yüzden de tehlikeli bir okul çağı sorunudur. Bu sorunu tanımlarken dikkat edilmesi gereken, yaşanan şiddetin kasıtlı ve devamlı olup olmadığıdır. Zira akran zorbalığında söz konusu olan davranışlar, bir kereye mahsus olmayıp sistematik olarak devam eder ve ‘kurban’ kendini koruyamaz. Fiziksel şiddet davranışlarına, vurma, tekmeleme, kulak çekme gibi davranışları örnek gösterebilirken, cinsel çağrışımlı sözler söyleme, giysileri kaldırma ya da çıkarmaya çalışma, sarkıntılık yapma ilk akla gelen cinsel şiddet türleridir. Sözel şiddette ise, bedensel özelliklerle alay etme, kaba sözler söyleme, isim takma, sözlü olarak tehdit etme ile karşılaşılır.
Akran zorbalığının en başta gelen nedenleri: okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi, düşük özsaygı olarak sayılabilir.

Anne babaları endişelendiren bir problem olan akran zorbalığının sonuçları da ciddidir: bu sonuçlar düşük benlik algısı, kendine güvenememe, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, gelişim gerilemesi ya da bozukluğu, evden kaçma ya da okuldan kaçma şeklinde gerçekleşebilir şeklinde konuştu. 

 

Yayınlanma: Perşembe, 24 May 2018 21:21 Gösterim: 155
Yazdır