Söğütlü Kaymakamını Ziyaret

 

 

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu üyeleri Söğütlü Kaymakamı Esengül Korkmaz Çiçekli’yi ziyaret ederek dernek çalışmaları ve eğitim gündemi üzerine sohbet ettiler.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu Başkanı Hilal Tozan, dernek faaliyetleri ve yürütmekte oldukları İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi tarafından desteklenen En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi hakkında bilgi verdi.

Akran Zorbalığı üzerine okullarda seminerler verdiklerini söyleyen Tozan, MEB-DER olarak eğitimde önce ahlak ve maneviyat diyoruz. Bunu neden söylüyoruz, sigaraya başlama yaşı her geçen yıl düşüyor. Uyuşturucu ilköğretim okullarını bile tehdit eder duruma geldi. Okul sıralarında oturması gereken bir çok çocuk çeşitli suçlardan hakim önündeler. Okulda kalem tutması gereken eller, bıçak, ya da silah tutmaya başladı. Bu durumdan herkes haberdar ancak insiyatif alan çok az dedi.

Tozan ayrıca ahlaki değerlerden yoksun, çağdaşlık adı altında tüketime ve gösterişe yönlendirilen gençlerin hem bireysel hem de toplumsal mutsuzluğa itildiğini, hemen her şeyin ekonomik çıkara dönüştürüldüğü ve ekonomik getirisi olmayan her şeyin değersiz kılındığı bu günkü ortamda insanın öz benliğini bulması ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi imkânsız hale geldiğini vurguladı.

Her büyük mütefekkirin bir gençlik tahayyülü vardır diye devam eden Tozan, biz bunu Mehmet Akif’in Asımın Neslinde, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu Neslinde, Sezai Karakoç’un Diriliş neslinde ve burada zikretmeden geçilemeyecek Ali Ulvi Kurucu’nun ateşler içinde fakat yanmayan gençliğinde görebiliriz. Üstat Nurettin Topçu, gençliğin bitmeyen enerjisi ile hayat aşısı verilen milletlerin mutlaka medeniyet basamaklarında yükseleceğini ifade ediyor. Gençliğe verilecek hayat aşısını yapma görevinin de ancak maarif sisteminin işi olduğunu ortaya koyarak öncü neslin inşasında eğitimin ve öğretmenin önemini hatırlatıyor şeklinde konuştu.

Söğütlü Kaymakamı Esengül Korkmaz Çiçekli ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, eğitimin öneminin tartışılmayacağını ve ihmale gelmeyeceğini, eğitime dair yapılacak her türlü çalışmaya destek olacaklarını söyledi. 

Yayınlanma: Çarşamba, 10 Ocak 2018 21:47 Gösterim: 11
Yazdır

aayarportaj

Yaptığı projelerle öğrencilerinin hayatına dokunuyor

- Sakarya'da Almanca öğretmenliği yapan Ali Akıllı, yürüttüğü ulusal ve uluslararası projelerdeki özverili çalışmasıyla meslektaşlarına örnek teşkil ediyor

- Almanca öğretmeni Ali Akıllı:

- "Öğretmenlerimizin sınıflarda hayata dokunmasını istiyoruz. Tabi ki çocuklarımıza matematik, Türkçe, edebiyat öğreteceğiz. 5'in 3'ten büyük olduğunu kesinlikle çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor ancak helal olan 3'ün haram olan 5'ten daha değerli olduğunu öğretmemiz gerekiyor"

- "Çocuklarımızın, işbirliği, ekip ruhu, birlikte çalışma ve birlikte yaşama kültürüne sahip olması gerekiyor. Milli ve manevi değerler bizi ayakta tutan ögeler"

SAKARYA (AA) - İBRAHİM YOZOĞLU - Sakarya'da Almanca öğretmenliği yapan Ali Akıllı, mesleğinin yanı sıra birçok ulusal ve uluslararası projelerde yer alarak meslektaşlarına örnek oluyor.

Adıyaman'da kadrolu öğretmen olarak başladığı mesleğini 2010 yılından itibaren Sakarya'da sürdüren Almanca öğretmeni Akıllı, PİCTES Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi İş Koordinatörlüğü, Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var Projesi İl Koordinatörlüğü, Milli Eğitimciler Birliği Derneği (MEB-DER) Genel Başkanlığı, Eğitim-Bir-Sen Sakarya Şube Başkan Yardımcılığı, Sakarya İHH İnsani Yardım Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, Yedirenk Uluslararası Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var Projesi İl Koordinatörlüğü ve En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi Yöneticiliği gibi birçok alanda çalışma yürütüyor.

Vaktinin çoğunu öğrencilerin daha bilinçli yetişmesi adına ulusal ve uluslararası proje hazırlayarak geçiren Akıllı, aldığı desteklerle bu projelerin yürütücülüğü görevini de üstleniyor. Özellikle Suriyeli çocuklar ve yetim çocuklarla yakından ilgilenen Akıllı, onların Türkiye'de daha iyi eğitim alması için yürüttüğü çalışmaların yanı sıra Afrika ülkeleri ve savaş bölgelerindeki çocukların insani ihtiyaçları ve eğitimleriyle de yakından ilgileniyor.

TES-İş Adapazarı Anadolu Lisesi'nde görev yapan Akıllı, 2013'te okulda rehberliğini yaptığı Toplumsal Hizmet Kulübü yılın öğrenci topluluğu seçildi.

Yaptığı çalışmalarla farkındalık oluşturan Akıllı, çeşitli alanlarda yürüttüğü ulusal ve uluslararası projelerle diğer meslektaşlarına örnek oluyor.

Ali Akıllı AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2004'de Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliğinden mezun olduğunu ve aynı yıl sözleşmeli öğretmen olarak mesleğe başladığını söyledi.

Kadrolu öğretmen olarak 2005'te Adıyaman'a atandığını, orada 5 yıl çalışmasının ardından 2010 yılından bu yana Sakarya'da TES-İş Adapazarı Anadolu Lisesi'nde görev yaptığını ifade eden Akıllı, "TES-İş Adapazarı Anadolu Lisesi Toplumsal Hizmet Kulübü rehber öğretmenliği yapıyorum. Toplumsal Hizmet Kulübümüz 2013'te Ankara'da 81 ilden gelen sivil toplum kuruluşları delegelerinin oyuyla yılın öğrenci topluluğu seçildi. Şu anda Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu projesi il koordinatörlüğünü yürütüyorum. Projemiz kapsamında Sakarya'da 210 okulda 55 öğretmenimizle yaklaşık bin 500 Suriyeli çocuğumuza Türkçe eğitimleri veriyoruz. Proje kapsamında öğrencilerimize çanta, kırtasiye yardımları da yapılıyor." diye konuştu.

Milli Eğitimciler Birliği Derneği (MEB-DER) Başkanlığı görevini de yürüttüğünü dile getiren Akıllı, dernek bünyesinde İç İşleri Bakanlığı tarafından desteklenen "En yakın arkadaşım akranım" projesini yürüttükleri bilgisini verdi.

Okullarda "akran zorbalığı" üzerine eğitimler yaptıklarını ifade eden Akıllı, "Rehber öğretmenler, özel eğitim öğretmenlerinden oluşan proje ekibimiz ve Sakarya Üniversitesi'nden akademisyen arkadaşlarımızla projemizi yürütüyoruz. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı ve İHH İnsani Yardım Vakfı'nın 'Her sınıfın bir yetim kardeşi var' projesi il koordinatörlerinden birisiyim. Sakarya'da yetim çocuklara yönelik çalışmalar yapıyoruz. Tüm dünyadaki yetimlere yönelik okullarımızda yardımseverlik bilinci ve değerler eğitimine katkı sağlayacak çalışmalarda bulunuyoruz." dedi.

- "Çocuklarımızın kesinlikle yardımseverlik duygularını kazanması gerekiyor"

Proje koordinatörlükleri ve MEB-DER başkanlığınının yanı sıra Eğitim-Bir-Sen Sakarya Şube Başkan yardımcısı olarak üç yıldır görev yaptığı bilgisini veren Akıllı, Yedi Renk Uluslararası öğrenci derneğinde yönetim kurulu üyeliği yaptığını ve Sakarya İHH İnsani Yardım Derneği'nde çalışmalarda bulunduğunu belirtti.

Çalışmaları kapsamında daha önce Afrika'da Kenya'da insani yardım çalışmalarında bulunduğunu, İki kez savaş döneminde Suriye'de yetim kamplarını ziyaret ederek oradaki çocuklarla bir araya gelip onlara yardım çalışmaları yaptıklarını anlatan Akıllı, şöyle devam etti:

"Öğretmenlerimizin sınıflarda hayata dokunmasını istiyoruz. Tabi ki çocuklarımıza matematik, Türkçe, edebiyat öğreteceğiz. 5'in 3'ten büyük olduğunu kesinlikle çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor ancak helal olan 3'ün haram olan 5'ten daha değerli olduğunu öğretmemiz gerekiyor. Çocuklarımızın hayatlarına dokunarak onların hayata tutunmalarını, hayatta savrulmamaları gerektiğini, bu bilincini aşılamamız gerektiğini düşünüyorum. Çocuklarımızın kesinlikle yardımseverlik duygularını kazanması gerekiyor. Çocuklarımızın, işbirliği, ekip ruhu, birlikte çalışma ve birlikte yaşama kültürüne sahip olması gerekiyor. Milli ve manevi değerler bizi ayakta tutan ögeler. Birçok Avrupa ülkesinin çökme sebebi diyebileceğimiz alışkanlıkların tam aksine biz ülkemizde milli birlik ve beraberliği bu şekilde sağlayabileceğimizi düşünüyorum. 24 Kasım öğretmenler gününün rutin öğretmenler günü kuru mesajlarla geçiştirmek yerine hem öğretmenlerimize hem eğitim camiamıza katkı sağlayacak çalışmalar, çalıştaylar, sosyal ve kültürel etkinliklerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenlik kutsal bir meslektir peygamber mesleğidir. Son 200-300 yıla dönüp baktığımızda eğitim ve sanat camiasındaki sıkıntıların tüm hayatımıza yansıdığını, çözüm olarak da eğitimin en birinci çözüm kaynağı olduğunu düşünüyorum."

 

KAYNAK: AA

Yayınlanma: Pazartesi, 04 Aralık 2017 18:59 Gösterim: 55
Yazdır

MEB-DER’DEN BELGESEL GÖSTERİMİ

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu tarafından bayanlara yönelik olarak Son Liman Özgürlük Belgeseli gösterimi yapıldı.  Mavi Marmara Mücadelesini konu alan ve bir dayanışma hikayesi olarak adlandırılan belgesel Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen 9. Uluslararası El Cezire Belgesel Film Festivalinde finale kalmıştı.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu Başkanı Hilal Tozan, Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ablukayı kırmak için dünyanın dört bir yanından, farklı din ve inançtan vicdan sahibi aktivistler bir özgürlük filosu hazırlamıştır. Gazze’ye insani yardım götürmek isteyen filo, uluslararası sularda 30 Mayıs 2010 tarihinde İsrail ordusunun saldırına uğradı. 9 aktivist şehit edildi, 54 kişi yaralandı. Filonun amiral gemisi Mavi Marmara’yla özdeşleşen saldırıda gemide bulunan aktivistler; bu saldırıyı konu alan Son Liman Özgürlük belgeselini hazırladı. Derin duyguların yaşandığı belgeselde gönüllü birlikteliklerin canları pahasına da olsa nasıl mücadele ettiklerini, şehit ailelerinin acıyı nasıl göğüslediklerini,  bu kadar üzüntüye rağmen nasıl dimdik ayakta durduklarını izledik dedi.

Tozan; Sivil Toplum Kuruluşu gözüyle bakıldığında katliamlar, zulümler karşısında dimdik ayakta durmak ve inancımız gereği zulme rıza göstermememiz gerekiyor. Gazze davası bizim davamızdır ve  yıllardır biz bu davanın takipçisiyiz. Gazze meselesi kesinlikle ertelenmemesi, ötelenmemesi gereken bir meseledir şeklinde konuştu.

Programın ardından konuklarla birlikte belgeselin kritiği yapıldı.

Yayınlanma: Perşembe, 09 Kasım 2017 20:57 Gösterim: 62
Yazdır

4binkisiseminer

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği, İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi Serdivan Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Şehit Erol Olçok Anadolu Lisesi’nde bin öğrenciye anlatıldı.

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği En Yakın Arkadaşım Akranım Projesi kapsamında yaklaşık bin öğretmene verilen seminerlerin ardından Adapazarı bin ve Serdivan ’da 2 bin öğrenci ile toplamda 4 bin kişiye akran zorbalığı ile mücadele etme eğitimi verilmiş oldu.

 

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı Ali Akıllı; Akran zorbalığı çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel ya da sözel şiddettir. ‘okul şiddeti’ olarak da adlandırılır. Her yaş grubundaki çocukların arasında görülebilir. Tanımından da anlaşılacağı üzere, kapsadığı davranışlar çok geniştir. Hakaret ve dışlamadan, tehdit ve haraca kadar uzanan geniş bir aralığı vardır ve bu yüzden de tehlikeli bir okul çağı sorunudur. Bu sorunu tanımlarken dikkat edilmesi gereken, yaşanan şiddetin kasıtlı ve devamlı olup olmadığıdır. Zira akran zorbalığında söz konusu olan davranışlar, bir kereye mahsus olmayıp sistematik olarak devam eder ve ‘kurban’ kendini koruyamaz. Fiziksel şiddet davranışlarına, vurma, tekmeleme, kulak çekme gibi davranışları örnek gösterebilirken, cinsel çağrışımlı sözler söyleme, giysileri kaldırma ya da çıkarmaya çalışma, sarkıntılık yapma ilk akla gelen cinsel şiddet türleridir. Sözel şiddette ise, bedensel özelliklerle alay etme, kaba sözler söyleme, isim takma, sözlü olarak tehdit etme ile karşılaşılır. Akran zorbalığının en başta gelen nedenleri: okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi, düşük özsaygı olarak sayılabilir. Anne babaları endişelendiren bir problem olan akran zorbalığının sonuçları da ciddidir: bu sonuçlar düşük benlik algısı, kendine güvenememe, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, gelişim gerilemesi ya da bozukluğu, evden ya da okuldan kaçma şeklinde gerçekleşebilir dedi.

 

MEB-DER Proje Ekibinden Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman Hatice Yılmaz Serdar, bu proje ile okullarda akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmak, öğrencilerin kendilerine güvenlerinin kaybolmasına engel olmak, okullarda şiddet oranlarını düşürmek, öğrencilerin özgüven ve özsaygı kaybını önlemek, okullarda disiplin olaylarını azaltmak ve öğrencilerin devamsızlık oranlarını minimuma indirmek, saygılı bilinçli ve kendine güvenen bir nesil inşa etmek, Türk ve mülteci öğrencilerin kaynaşmasını sağlamak, öğrencileri akran zorbalığına bağlı depresyon, dikkat kaybı, kaygı bozukluğu gibi hastalıklardan korumak, öğrencilerde ekip ruhu, işbirliği, şefkat ve merhamet duygularını geliştirmek istiyoruz dedi.

 

Serdar, Çocuklar pek çok sebepten ötürü zorbalık eder. Kimileri güvensiz hissettikleri için bunu yapar. Duygusal ya da fiziksel olarak daha zayıf birine sataşmak daha önemli, popüler ya da kontrol sahibi hissetmeyi sağlayabilir. Diğer durumlarda, çocuklar aslında kilo, görünüş, ırk ya da din açısından farklı olan çocuklara sataşmanın kabul edilemez bir davranış olduğunu bilmedikleri için zorbalık ederler. Bazı durumlarda ise zorbalık süregiden bir muhalif ve saldırgan davranış kalıbının bir parçasıdır. Bu çocuklar öfke, incinme, hayal kırıklığı ve diğer güçlü duyguları yönetmeyi öğrenmede yardıma ihtiyaç duyarlar. Başkalarıyla işbirliği yapmak için gerekli olan becerilere sahip olmayabilirler. Psikolojik destek, hisleriyle baş etmelerine, zorbalıklarını zapt etmelerine ve sosyal becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir şeklinde konuştu.

Yayınlanma: Pazartesi, 04 Aralık 2017 18:06 Gösterim: 55
Yazdır

GÖNÜL COĞRAFYAMIZDA BİR SIZI; ARAKAN

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği ‘’Gönül Coğrafyamızda Bir Sızı; Arakan’’ adıyla bayanlara yönelik bir söyleşi programı düzenledi.

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Hanım Komisyonu tarafından organize edilen söyleşiye Kurban Bayramında insani yardım çalışmaları için gönüllü olarak Arakan’a giden Eğitim-Bir-Sen Sakarya Şube Başkanı Murat Mengen konuk oldu.

Programa ev sahipliği yapan MEB-DER Hanım Komisyonu Başkanı Hilal Tozan, eğitim ve sosyal sorumluluk üzerine projeler yürüttüklerini söyleyerek dernek faaliyetlerinden bahsetti. Program açılış konuşmasının ardından izlenen MEB-DER tanıtım sinevizyonu ve Murat Mengen’in sunumu ile devam etti.

Murat Mengen, Kurban yardımı çalışmaları için gittiği Arakan’da karşılaştıkları sıkıntıları, polis tarafından yaşadıkları tacizleri ve bölge halkının yaşam şartlarını anlatarak Arakan’da insanların can güvenliğinden yoksun; açlık, yoksulluk ve hastalık ile mücadele ettiğini vurgularken orda ki Müslümanlar için yapılan yapılacak olan tüm yardım kampanyalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Arakan’dan Sakaryalılara selam getirdiğini belirten Mengen, bayram namazında imamın ve cemaatin gözyaşlarına boğulduğunu, Türkiye’ye dua ettiklerini, sanki uzun zamandır yolunu gözledikleri akrabalarıyla dostlarıyla buluşmuş gibi sevindiklerini, bölgeden ayrılırken de buruk bir şekilde hüzünlendiklerini ifade etti.

Söyleşi için kendisini davet eden MEB-DER Hanım Komisyonu Başkanı Hilal Tozan’a  özellikle teşekkür eden Mengen, Arakan tarihine ve gönül coğrafyasına da dikkat çekerek Arakan için yapılacak tüm yardım kampanyalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Tozan, çok etkileyici ve anlamlı bir söyleşi olduğunu dile getirerek programa katılımından dolayı Murat Mengen’e teşekkür etti..

Yayınlanma: Pazartesi, 23 Ekim 2017 11:45 Gösterim: 102
Yazdır