Gündeme Dair Basın Açıklaması

ALİ AKILLI

MEB-DER  Milli Eğitimciler Birliği Derneği Genel Başkanı Ali AKILLI ;

Suruç, Adıyaman ve Ceylanpınar’da ard arda  yaşanan terör saldırılarının peşi sıra huzur  ve kardeşlik ikliminin hâkim olduğu ülkemizde farklı şehirlerde  terör örgütü mensuplarınca insanlığa yönelik saldırılarda şehadet şerbetini içen asker ve polislerimize   Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden yaralı kardeşlerimize de acil şifalar temenni ediyoruz .

 

Yeni ve güçlü Türkiye hedefi, her dönemde küresel güçleri ve onların yerli işbirlikçilerini rahatsız etmiştir. Bu rahatsızlık, terör eylemleri, provokasyon faaliyetleri ekonomik ve sosyo-kültürel alana yönelik çatışma/kutuplaşma arayışları olarak tezahür ettirilmiştir. Bir taraftan etnik kökene dayalı bir terör örgütü PKK diğer tarafta  din makyajlı terör örgütü IŞİD vasıtası ile  Türkiye’yi içine alan bölgede terör ve çatışma odaklı bir iklim değişikliği planlayanların hevesleri kursağında kalacaktır. Her türden terör yapılanmalarının sorumluları farklı olsa da, hedefi ortaktır. Hedef, bölgesinde huzuru, demokratik kültürü, kardeşlik ve birlik iklimiyle öne çıkan Türkiye’nin yolunu kesmek, güçlü ve büyük Türkiye yolculuğunu sona erdirmektir.

 

Bu tarz terör olaylarına karşı milletçe verilecek en güzel cevap; birlik ruhu içerisinde, ortak akılla, aklıselime dayalı olarak teröre, terör örgütlerine, terörü besleyen ve yönlendiren kirli odaklara karşı yekvücut olduğumuzu göstermektir.

 

Acılarımızı yarıştırmayacağız, acılarımızı paylaşacağız, yasımızı birlikte tutacağız. Türkiye, milleti ve devletiyle acıları ortaklaştırma, kardeşlik ve birlik potasında birlikte yaşama tavrını ortaya koyacaktır.  

 

Türkiye’yi savaşa sürükleyecek, insanlarımızı birbirine düşürecek, bölgemizde sürekli kaos kan ve gözyaşı körükleyen saldırıları ve her türlü eylemi lanetliyor tüm halkımızı provakasyonlara karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.

 

Ali AKILLI

Genel Başkan

Yayınlanma: Cuma, 15 Ocak 2016 23:41 Gösterim: 1637
Yazdır

24 Kasım Basın Açıklaması

ALİ AKILLI

Öğretmenlik toplumun inşasında en etkin bir meslektir.  Öğretmenler toplumu geleceğe hazırlayan insanlardır. Etkin ve verimli bir çalışma yapacaksanız,  bilgi birikimi kazandıran öğretmeni  sevmelisiniz ve  ona değer vermelisiniz. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’ un fethinde, ordusuyla  şehre girerken kendisinin yetiştiren hocası Akşemseddin de  en önde, yanındadır. 

Ülkenin imar ve ıslahında rol alacak nesillerin yetiştirilmesinde en büyük pay öğretmenlere  aittir. Bu kadar önemli bir görevi yerine getirmeye çalışan  eğitimcilerimizin desteklenmesi, saygın ve etkin hale getirilmesi, hayat standardının yükseltilmesi, bilgi ve donanıma sahip olması bir zorunluluktur. Bu eksikliklerin tamamlanması için yapılan bütün çalışmalar ve oluşturulan projeler önemlidir. Fakat eğitimin kalitesini ve başarısını artırma adına atılan her adımda bir taraf eksik kalmaktadır. Biz Fatihler yetiştirmeye çalışırken, Akşemseddin’ i görmezden geliyoruz. Ülkemizin öğretmenleri özlük hakları bakımından AB ve ABD ´de çalışan öğretmenlerin sahip olduğu hakların çok gerisindedir. İnsan hakları bakımından da öğretmenlerimiz Avrupa´da ki meslektaşlarının  gerisindedir. Bunu görmeden, biz batıda kullanılan ancak bizim toplumsal değerlerimizde karşılığı olmayan “koçluk” gibi tanımlamalarla  öğretmenlerimizin saygınlığını bir kademe daha aşağıya çekecek taklitçi bir  uygulama sergiliyoruz.

Öğretmenlerimiz din ve vicdan hürriyeti, kılık kıyafet, bilgiye ulaşma, seyahat, sosyal  faaliyetlere katılım gibi temel insan haklarından kâmil manada yararlanamamaktadır. Ülkemizde öğretmenlerin saygın ve  etkin olma hakları budanmış, öğretmeninden çekinen öğrenci yerine öğrencisinden çekinen bir öğretmen kitlesi oluşturmak için eğitim sistemi yozlaştırılmıştır. Böylece ´öğretmenin adı yok´ olma konumuna gelmiştir. Öğretmen yetiştirmede de Türkiye gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmıştır.           

Elbette öğretmenlik mesleği fedakârlık ve feragat mesleğidir. Öğretmenlerimiz bu bilince sahip olarak kahramanca çalışmaktadır. Ancak eğitim sistemimiz de, Fatihler, Sinanlar, Mevlânalar, Hacı Bek taş-ı Veliler yetiştirmeye kendini adayacak   öğretmenlerimizin  saygınlığını yeniden  kazandıracak şekilde revize edilmelidir.

                                                                                                         Ali AKILLI

                                                                                                             Genel Başkan

  
Yayınlanma: Cuma, 15 Ocak 2016 23:35 Gösterim: 1569
Yazdır

"Anneler Günü"

 

10389356 779227642170002 7902011249973356886 n

  •        Toplumun temel çekirdeği aileye dayandığı gibi, ailenin de temel yapısı anneye dayanmaktadır. Annelik, Toplum içerisinde bir birey olma mücadelesi veren; bu mücadele de gün geçtikçe  yeni  yeni  mağduriyetleri   oluşan   kadınlarımızın en önemli özverilerinden  birisidir! Annelik dendiğinde aklımıza şefkat gelir; fedakârlık gelir; merhamet gelir; cennet gelir. Bundan dolayıdır ki; medeniyetimiz, Cennet anaların ayakları altındadır, diyerek annelere ve evlatlara cennetin yolunu açarak, annelerimize en üst makamı bahşetmiştir.
  •  
  • Zamanla değer kaybına uğrayan ve popüler kültür baskısı sonucunda  “annelik” kavramı da yozlaştırılmakta, kadınlık imgesi olarak sembolize edilmektedir. Kutsal ve   değerli olan annelik; batı medeniyetinin, özel günler icat ederek, her seferinde bir kesimi tüketim çılgınlığının öznesi haline getirdiği, bir yılın bir günü olmamalıdır.. Bir anne ve eğitimci olan kadının saf temiz duygusu, hediye alma konusundaki duyarlılığı tüketime malzeme yapılmamalıdır…
  •  
  •         Bu duygu ve düşüncelerle; yaptığı tüm çalışmalarda milli ve manevi değerleri önceleyen,  ülkesinin maddi ve manevi kalkınmasına katkı sağlamaya çalışan MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği olarak; Anneler Günü’nü, ‘kutlanacak özel bir gün ya da bayram’ olarak yeterli görmesek  de annelerimizin medeniyetimizin kodlarında var olan değerlerine bir an önce kavuşmaları temennisiyle  tüm annelerimizin  Anneler  Günü’nü kutluyoruz. 
  •  
  • Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

 Murat MENGEN

MEB-DER Genel Başkanı

 

 

10x10spacer

Yayınlanma: Pazartesi, 11 May 2015 12:19 Gösterim: 2052
Yazdır

Bir hayal: Din ve Vicdan Özgürlüğü

ALİ AKILLI

 

Doğu Türkistan gerçeği, dünyanın ve Türkiye’nin uzun süredir  görmezden geldiği, görmezden gelinmese de siyasi çıkarlar uğruna feda edilen bir gerçeği durumundadır.  Dinî, millî ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen ve gözlerini açtığı andan itibaren “Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan bir tutsaklar ülkesi Doğu Türkistan’da insanlar şimdi Kur’an okuduklarında dayak yiyor, Kur’an öğrenmek istediklerinde hapse giriyorlar. Daha doğmadan yasaklarla karşılaşıyor; eğer devlet tarafından “fazlalık” olarak addedilirlerse annelerinin karınlarından zorla çıkartılıp öldürülüyorlar. Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de öte. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor onlara; aidiyetleri sorgulanıyor.

Suçları bir hak talep etmekse bunun bedelini fazlasıyla ödüyorlar. Hesapsızca işkence görüyor, hapislerde ölüme terk ediliyorlar. Hapis hayatından ve dolayısıyla işkenceden evlerine dönenlerse normal hayatlarına bir daha asla dönemiyorlar. Çünkü artık ya psikolojik sorunlarla ya da fiziksel bir rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalıyorlar…

Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan’ı hâkimiyeti altına alıp bölgeyi “Sincan” (Kazanılmış Topraklar) olarak adlandırdığı tarihten bu yana, Doğu Türkistanlılara yönelik etnik temizlik ve asimilasyon politikası uygulamaktadır. Nitekim Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledilmiştir.

Doğu Türkistan’da meydana gelen insan hakları ihlalleri, zaman zaman kimi insan hakları örgütleri tarafından dillendirilmiş olsa da bu girişimler, yaşanan zulmün engellenmesinde etkili olamamıştır.

Doğu Türkistan’da hiç kimsenin yaşam güvencesi yoktur. Devlet, istediği zaman istediği kimseyi tutuklayabilmekte ve istediği şekilde cezalandırabilmektedir. Tutukluların geride kalan çocuklarının ve ailelerinin durumu ise içler acısıdır. Dahası, bu kişilere yardım etmek dahi Çin kanunlarına göre suç sayılmaktadır. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir.

 

İslam âlemi 150 yıldır dünyanın birçok bölgesinde benzeri zulüm ve baskılara maruz kalmıştır. Bu zulmün arkasındaki çevrelerin en büyük hedefi, dini, özellikle de Müslümanlığı ortadan kaldırmaktır. Dünya ise bu zulme göz yummaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir sorunu olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi sahiplenmelidir.

 

Doğu Türkistan sorunu bir an önce dünyanın gündemine getirilmeli ve  artık kökten çözülmelidir. 

 Ali AKILLI

MEB-DER Genel Başkan V.  

Yayınlanma: Perşembe, 07 Ocak 2016 09:06 Gösterim: 1681
Yazdır

"Sarıkamış Harekatı"


sarıkamış

 

 Tarihimizin hüzünlü ancak onurlu mücadelerinden  birisi olan Sarıkamış Harekatı’nın yüzüncü yılında, vatana olan sadakatin eşsiz örneklerinden birini yeniden idrak etmekteyiz.

Sarıkamış Harekatı gencecik delikanlıların Allahuekber dağlarında yazdıkları şahadet destanının adıdır. Sarıkamış Harekatı vatana ödenen bedelin, millete duyulan sevginin, bir itaatin ve kahramanlığın öyküsüdür.Sarıkamış Harekatı eksi 45 derecede   Allah’a ve Elçisine yürüyenlerin cihad hikayesidir.Bu hikayenin nesiller boyu taşınması ve  geleceğimizi inşa edecek olan gençlerimize dedelerinin kahramanlıklarını aktarmak  bizim en büyük vazifemiz olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle; yaptığı tüm çalışmalarda milli ve manevi değerleri önceleyen,  ülkesinin maddi ve manevi kalkınmasına katkı sağlamaya  çalışan MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği olarak  Allah yolunda canlarını feda eden, bu vatanı bize emanet eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet dileriz.

                                                                                                                  MURAT MENGEN

  MEB-DER GENEL BAŞKANI

Yayınlanma: Cuma, 17 Nisan 2015 08:28 Gösterim: 2821
Yazdır